Skip Beat Bölüm 194

Skip Beat'in yeni bölümleri normalde ayın 5'inde yayınlanır. Çoğu zaman 3'ünde scanlar nete düşmüş olur ve şanslıysak kısa bir sürede de İngilizce'ye çevrilir. Dün gece, ayın 30'unda, değil çevirisini ufak bir sneak peak bile beklemiyordum. Ama mesaj gelmediğini bildiğin halde devamlı telefonu kontrol etmek misali ben de ayın 28'lerinden sonra SB bölümlerini kontrol ediyorum histerik bir şekilde. Tabii ki Chapter 194 (new) yazısını gördüğümde yaşadığım duygu patlaması çok normal. O küçük çığlık ve titreme nöbetleri de çok doğal. Bölümü okurken saçları çekiştirip sakin kalabilmek için telkinlerde bulunmaya çalışmak da. Horul horul uyuyan annemin görse muhtemelen akıl sağlığımdan şüphe edeceği hareketlerde bulunup, komşuların duymaları ihtimalinde benim işkence çektiğimi sanacağı spastik sesler çıkarmam da. Fangirl'üm ben ve benden korkmayın, zararsızım!
Bölüm 194 diyorum yalnız dikkat. Daha oraya gelmiş olmayanlar okumasın yani, bariz hiç çekinmeden verilen spoilerlar var çünkü. Gerçi SB'nin animesini izleyen çoktur ama mangasını takip eden çok nadirdir -en azından benim tanıdığım otaku tayfada. O yüzden bu bölüm yorumlarını içinde kalmasın diye, biraz da forumda İngilizce konuşmanın beni fazlasıyla kısıtlaması dolayısıyla, burada rahat rahat yazıveriyorum. O bakımdan sadece mangayı takip eden minik kitle okusun gerisini.

Neredeyse üzerinden 3 sene geçmiş 7 ciltlik Heel Kardeşler arc'ınının (bu kelimeyi artık Türkçeye çevirmeye çabalamaktan vazgeçtim) sonlarına yaklaştığımızı görüyoruz artık. Bölümlerdir bizi hiç tatmin etmeyen o "dişe dokunur hiçbir olayın olmaması" zinciri sonunda bozuldu. Nakamura-sensei'nin biz farkına varmadan ince hesaplarla yarattığı hikayeyi hafife almamak gerekiyormuş. Çünkü artık bu çözüm safhasına gelinmek içindi tüm o oyalamacalar. Biraz fazla oyalandı o başka ama manganın tarzı bu zaten, uzun ve sindire sindire yaşanıyor gelişmeler. Hepsi gerekliydi.
Geçen bölümdeki cliffhanger sonun devamını görmek için de yine oyalamacalar vardı tabii. Neredeyse 10 sayfa Sho ve menejeri Shouka ile ziyan oldu. Şimdi forumlardan falan gördüğüm, bu bölümde Sho'nun Kyoko için endişelenmesinin onu ne kadar şirinleştirdiği yorumları yapılmış. Gerçekten mi? Aynı yorumlarda Ren'in sinirli ama zararsız hareketlerini "tehlikeli" bulan kişiler Sho'nun geçmişini her zaman unutacak tabii ki. Ne de olsa komik bir karakter Sho. Kadınlar olarak bizi güldüren tipleri severiz. Bize ne kadar bok gibi davranırsa davransın, ezerse ezsin, fiziksel ve zihinsel şiddet kullanmaktan kaçınmamış olursa olsun. Ama daha az komik ve olgun bir başka tip en ufak bir kıskançlık -dolayısı ile sinirlilik- emaresi gösterdiğinde hemen hayal kırıklığına uğrarız; diğer şımarık, bencil ama 'komik' tipin daha iyi olduğunu düşünmeye başlarız. GERÇEKTEN Mİ?  
Ren'in (daha doğrusu artık ona Kuon demek gerekecek anlaşılan) yaptıklarının çok mantıklı ve doğru olduğunu savunmuyorum elbet. Telefonu fırlatmalar, hesap sormalar, öyle atarlanmalar falan... Kyoko'nun korktuğu çok açıktı. Ama insanların tecavüz ya da taciz olarak algıladığı hareketlerden değil de karşısındaki yeni ve hiç tanımadığı adamdan korkuyordu Kyoko aslında. Sevdiği ve değer verdiği insanın içine başka birinin kaçtığını kim görse korkar. Bana kalırsa Kuon'un hareketleri taciz değildi ve tecavüze kadar gidebilecek olması kadar saçma bir mantalite olamaz. Çünkü Kuon, sinirlendiğinde bir canavar olarak nitelendirilse de sevdiklerine isteyerek zarar verecek biri değil -çok şirin Sho'nun aksine.

Bundan sonraki bölümlerde Ren'in iç hesaplaşmasını göreceğiz sanıyorum. Aslında bu bölümdeki gibi aksiyon görmeyecek bile olsak -ki muhtemelen aralarındaki "yakınlaşma" fazla ileri gitmeyecek- ikisinin de duygu/düşüncelerini okuyacağımız bölümler eskisi kadar sıkıcı olmayacak.Çünkü hikayenin gidişatına büyük yön vermesi ve Kuon'un tramvasının nasıl çözüleceğini anlamamız için hayati önem taşıyacaklar. Arc'ın tamamen bitip yeni bir başkasına başlanması için en az 1-2 cilt daha geçecektir diye tahmin ediyorum. Yani bahara kadar yolu var. Ama sona ulaşıyor olduğumuzu bilmek bile bizde uzun zamandır nasıl bir şey olduğunu unuttuğumuz o tatmin duygusunu yaratmayı başarıyor.
Benim merak ettiğim Kyoko'nun, sinyalleri görmemek için gözlerine perde indirmesine ve birilerinin onu seviyor olabileceği ihtimalini ısrarla inkar etmesine rağmen Ren'in bu kıskançlıktan başka bir şekilde açıklanamayacak hareketlerini nasıl değerlendireceği. Daha doğrusu ne bahaneler ne senaryolar uyduracağı. Çünkü o ihtimali kabul etmesi çok büyük bir gelişme olur ve henüz mangaka bizim buna hazır olduğumuzu hissetmiyor. Bunu okuyorsa kendisine mesaj iletmek istiyorum: BİZ HAZIRIZ.

Tabii ki Setsu modunda yaptığı seksilikleri hatırlamak da Kyoko'yu sonradan pek utandıracak ama kalbinin bir köşesinin bundan hoşlandığını itiraf etmesini istiyorum. Karşısında aşık olmaya başladığı adam ve onunla yakın temas halinde olmak... Muhafazakarlığını hemen aşmasını beklemek biraz fazla olur elbette. Setsu modunda olmasaydı kesinlikle bunu yapmayacağı belliydi ama yine de umudum var.

Ren'in de sonradan pişman olup "ben ne yaptım" diyerek kafasını dağlara taşlara vurması da beklenen bir şey. Setsu'nun dominant haline nasıl bir tepki vereceğini merak etsem de muhtemelen kendini geri çekecektir. Belki de Kuon'un Kyoko'ya korktuğu kadar zarar vermeyeceğini anlayacak ve kendisiyle barışacak? Gerçekten tahminlerim kulağa olasılığı düşük gibi geliyor ama lütfen artık bir çözüme ulaşılsın!

Her ne kadar yine bir cliffhanger ile bitse de bu bölüm biz fanları tatmin etmiş bulunuyor. Sadece çözümlemesini yaparken bile 5 Aralık'ın çabucak geleceğini biliyorum. Ayrıca muhtemelen sensei yine bizi ters köşeye yatıracak, Setsu'nun Kuon'un tepesine çıkması bir takım saçma sebeplerle bölünecek. Ha benim ümidim aralarındaki bu yanlış anlaşılmanın Setsu yöntemleriyle çözülmesi yönünde ama kulağa çok küçük bir ihtimal gibi görünüyor. Aralarında başka bir yakınlaşma olmaması gerekiyor yine de. Şimdi değil, henüz zamanı gelmedi.

Daha 10 paragraf yazabilirdim ama artık kapatmak lazım. Yorumlarda bölüm tartışması yapmak istesem de o insanı nereden bulacam hadi neyse.

194. bölüm resmi olarak Japonya'da bile yayınlanmadı ama elimde değil: YENİ BÖLÜM GEL ARTIK!


Yorumlar

  1. Ben de bölüm tartışması yapmak isterdim ama bir yerden sonra okuyamadım mangayı ne yazık ki.194 bölüm okuyacak sabı yok bende.O yüzden seni tebrik ediyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ahah tahmin ediyorum=D Ben de mesela animenin bittiği yerden başlamıştım okumaya. Sonra bitirince başlarını da okumuştum. Sonra mangayı da tekrar okumuştum. Sonra zaten düzenli olarak tekrar tekrar okumaya başladım.

      Prensip olarak 10 cildi geçen hikayelere başlamayan ben, çok sabırlıyım diye değil de manga "güzel" olduğu için defalarca okudum aslında. Sürükleyiciliğini görününce bir daha bırakamıyorsun. (böyle alttan alttan gaz vermeler falan)

      Sil
  2. eheheh bu mangayı okuyup bitirmem için alttan alltan değil baya bodoslama gaz lazım,eğer canım manga okumak isterse kaldığım yerden devam ederim.belki sana yetişirim de bölüm tartışması yaparız(söz vermiş gibi olmayayım)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok söz vermiş gibi algılamadım:) Ben sadece bir zamanlar aynı önyargıları yaşadığımı söyleyeyim dedim, biraz içine girersen sende de aynı etkiyi yaratacağını farzederek. Ama yapmayabilir de, zor bir manga çünkü. Kesinlikle değiyor ama bunu en sonunda farkediyorsun...

      Animesini izlediysen onun kaldığı yerden (vol. 12-13 gibi) başlayıp bir okumayı denediğinde az çok belli olur. Ama insanın canı istemezse hiçbir gazı sallamaz tabii o ayrı=D

      Sil
  3. Görünen o ki Setsu rolü sayesinde araları gayet sıcak oldu. İlerleyen bölümlerde de yazmış olduğun üzere kıskanmalar falan başgösterdi ve en sonunda aşık olduğunu kabullendi Kyoko. Umarım Ren kyoko aşkı ile biter bu manga yoksa yazık olur. O pislik Shoe'ye dönerse manga ve Kyoko gözümden düşer.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dönmez artık bu kadar şeyden sonra ya:/ Manga o yönde gidiyor, Shou ile aralarında romantik bir şey yaşanamaz.

      Sil
    2. Ancak Sho Kyoko'dan hoşlandığını diyecekken Ren araya girmişti hatırlıyorsan. Sho bunu yine ilerleyen bölümlerde belirtecek gibi. Ayrıca Reino'da hoşlandığını belirtmişti. Bu ikisi ilerleyen bölümlerde çıkacak gibi ve aşk üçgeni oluşacak gibi. Kyoko umarım Reni seçer.

      Sil
    3. Sho ve Reino istediği kadar ilan-ı aşk etsin. Sonuçta Kyouko ciddi ciddi nefret ediyor ikisinden de. Yani romantik ilgisi sadece Ren'e karşı var şu anda. Shou'ya karşı değişebileceğini sanmıyorum o kadar şeyden sonra. En fazla çocukluk arkadaşı seviyesine dönerler, ondan eskisi kadar nefret etmez, ki 204'te de buna değinilmiş, artık onu da sonraki postta yazarım. Ha evet, Shou hep bunların arasını bozmak için bir şeyler yapıyor pislik, orası öyle:/ neyse ki batırdı derken bazı gelişmeler ön ayak oluyor farketmese de kendisi.

      Sil
    4. "En fazla çocukluk arkadaşı seviyesine dönerler, ondan eskisi kadar nefret etmez, ki 204'te de buna değinilmiş, artık onu da sonraki postta yazarım." demişsin. Vallahi merak ederim. Öyle birşey hatırlamıyorum lütfen meraklandırma söyle :)

      Sil
    5. 204. bölümün ilk sayfalarında söyleniyor bu. Ama sorun şu ki Ren mi diyor Kyouko mu, o belli edilmemiş. Çoğu kişi Ren'in söylediğini düşünüyor. "Kyouko o adamdan eskisi kadar nefret etmiyor, bir gün gelecek onun varlığına tahammül edebilecek" anlamı çıkıyor. Kim tarafından söylendiği tartışmalı olduğu için tam çeviri yapamıyorum. O yüzden S2 çevirilerini bekliyorum kesin yorum yapmak için yani;)

      Sil

Yorum Gönderme