Ouran High School Host Club Anime ve Manga İncelemesi

Bu aralar azıcık iyi hissetmeye, kendi hayatımdan kaçmamı sağlayacak güzel fantastikliklere ihtiyacım var. Eh, mutluluk makinesi Yürüyen Şato bittiğine göre sınırsız eğlence garantili Ouran'a gelecekti sıra tabii ki.

Ben bu animenin ilk birkaç bölümünü, sayısını fazlaca bulduğum ana karakterleri yadırgayarak, hiçbirine ısınamayarak, hatta pek keyif almayarak izlemiştim. Ama bilen bilir, Tamaki gibi bir karakteri sevmemek gibi bir şansınız yoktur, her ne kadar ilk başlarda itici ve hovarda bir womanizer gibi gözükse de. Diğerleri içinse ilk izlenimim gıcık zengin piçleri olmuştu çünkü zaten öyle görmemiz amaçlanıyor. Sonra da kardeşim olarak belledim hepsini, çok sevdim. Kyouya'ya bile sadece nötrüm, sevmemek gibi bir durum söz konusu değil. "Ama bu animeyi de çok abartmışlar"tan, en sevdiğin anime sorusuna hiç düşünmeden Ouran cevabını yapıştıracak kıvama gelişim hangi ara oldu hiç bilmiyorum, hatırlamıyorum. İlk izleyişimde seriyi epey beğenerek bitirdiğimi hatırlıyorum. Fakat asıl 1-2 sene sonra tekrar izlediğimde büyük bir etki bırakmıştı bende. Belki de o pembe kutuların içindeki yazıların hepsine daha iyi odaklandığım, animenin hızlı gidişatına ve esprilere daha rahat ayak uydurduğum için.

Normalde bilirsin, hep mangayı överim, asıl ondan bahsederim, animeye üvey evlat muamelesi yaparım. Ouran'ın mangasını okudum ama bugün mangaya en fazla bir paragraf falan ayıracağım sanıyorum (belli olmaz gerçi, konu Ouran olunca çenemi kapama potansiyelim yok oluyor). Çünkü bu o kesinlikle başarısız olmayan adaptasyonlardan, hatta ileri götürüp "adaptasyonu orjinalinden daha iyi" dedirtecek nadir seçeneklerden. Tabii bu sadece benim görüşüm, manga kesinlikle kötü değil, eminim onu animeden daha çok sevenler vardır.
Ouran özel okuluna burslu giren fakir Haruhi'nin, Host klübüyle karşılaşması ve onlarla yaşadığı maceralar anlatılıyor. Tabii Host klübünün bütün üyelerinin birazcık egzantrik olmasının da rolü var bunda. Çünkü Haruhi, çalışkan ve sıradan bir tip. Ama klişe shoujo mangalarda karşılaştığımız, etrafındaki tüm yakışıklı ve zengin oğlanların ona neden aşık olduğunu anlayamadığımız hiçbir cazibesi ya da baskın bir yanı olmayan vasat kızlardan değil. Aklı başında, olgun ve oturaklı. Bütün o karikatürize tiplerin içinde davranışları muhtemelen en sıradan karakter, ama sıradanlık kasarken delilikten deliliğe koşan tipik shoujo kızlarından değil. Yalnız, Manga-Haruhi ile Anime-Haruhi arasında birazcık fark var. Maaya Sakamato Tanrıçasının mükemmel seslendirmesi olmayınca azıcık klişeleşiyor Haruhimiz. Çizim bakımından da oldukça farklılar zaten. Tabii ki hangisini tercih ettiğim belli sanıyorum.
Tamaki... Ouran nasıl en sevdiğim anime ise, Tamaki de en sevdiğim karakterdir. Kalplerin birincisi yani direkt. Kendisinde bir Golden Retriever havası var, bilemiyorum. Sevmemek imkansız. Ama onu favori karakterim yapan şey, tipik anime esas oğlanlarının aksine egosuz, sevecen, iyi niyetli, saf (tamam salak) ve kendini rezill etmekten hiç kaçınmayıp çoğunlukla cool görünmeyen biri olması. Elbette sarı saç-mavi göz, popülarite ve romantik doğası onu azıcık klişe yapsa da, hayır. Tamaki sexy beast değil de yavru köpek işte. Ben onu bu haliyle seviyorum. Maalesef mangada biraz daha sıkıcı bir karakter. Rezil surat ifadeli chibi hallerinden çok yakışıklı Fransız suratıyla karşılaşıyoruz arkadaşın. Muhtemelen Mamoru Miyano seslendirmesinin katkıları olmadığı için -yine. O değil de, bu adamı ve sesini Ouran'da aşırı sevmiştim ben. Ama bu sevgi-nefret ilişkisi içinde olmadığımız anlamına gelmez. Bir Tamaki versiyon Miyano'nun sesini tüm ahenkleriyle kullanması nerede, bir Yagami Light, Zero Kiryuu, Setsuna F. Seiei, Kiba sıkıcılığı ve monotonluğu nerede... Cidden, herkes Zero'ya aşık olurken sesini her duyduğunda nefret etmek ne kadar dışlanmış hissettiriyor biliyor musun okuyucu? Sesi kısıp sadece altyazılara yoğunlaşmayı deniyorum, o derece. Aynı zamanda Tamaki de favori karakterim. Herif şizofren gibi yeminle.
Diğer karakterlere gelirsek, hepsinin kendince bir tahtası eksik. Komik olması için karikatürize karakterlerin olması gerekiyordu tabii. Benim favorim Honey-senpai sanırım. Tamaki ayrı tabii ama içlerinde en ilginç bulduğum Honey olmuştu. Gözlerine gölge düşürdükleri ciddi kısımlarda hep kahkahayı bastım. İkizlerse, gerçekten bir twincest olayı var mı yok mu diye düşündürmüyor değil bazen. Ama onların çocuksu haylazlıkları da komik be.
Upps, Kyouya'ya haksızlık edip sadece bir fotoğrafını koymuşum -onda da arkası dönük tüh. Ama Kyouya'yı sevmediğimde değil, sadece özel ilgim yok.

Bütün karakterlerin bu kadar sevilesi olmasında hepsi usta olan seiyuu'ların hiç mi katkısı yok canım? Nasıl bir kadrodur öyle! Yan karakterler bile mükemmel! Haruhi'nin babasının (Takehito Koyasu abimiz) performansı epey yüksek mesela. Bir ara 2 bölümlüğüne katılan Tetsu'dan 'Fai' Daisuke Namikawa'nın sesini duydum, favori seiyuu'larımdan, kulaklarım bayram etti sağolsun. Gerçi azıcık daha konuşsaydı daha mutlu olacaktım. Bunun dışında olay örgüsüsüz, sitcom tarzı anlatımdan dolayı ara sıra gelip giden çok karakter de oluyor. İçlerinde Bossa-nova'nın bölümleri kadar KESİNTİSİZ kahkaha attığımı hatırlamam. Hatta hayatımda o kadar gülebileceğim herhangi bir kurgunun bile önüme çıkacağını sanmıyorum.
Asıl bahsetmek istediğim şey, animenin türü. Pembeler, Güller, baloncuklar, yıldızlar, reverse harem, gender-bender, homoseksüel alt metinleri... Bu unsurlar animeyi katıksız bir shoujo yapıyor gibi görünebilir. Ama tamamen hetero bir anime olduğu gibi tüm shoujo klişelerini kendisiyle dalga geçmek için kullanmış. Boşuna değil, 'parodi' etiketi altında geçiyor ismi. Çünkü bu klişeleri bolca ve abartılı bir biçimde kullanarak 'moe'ye, kızlar arasında patlak veren gay trendine, otakulara, sahte romantizme, acıklı dramalara, bütün bu saçma unsurların HEPSİNE selam çakıyor. Bu yüzden erkeklerin de beğenebileceğini düşünüyorum. Yine de bu Ouran'ın tam anlamıyla bir shoujo animesi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Her ne kadar hikaye ve espriler mangadan alınmış olsa da animeyi farklı yapan unsurlar var. Mesela manganın sonradan dramaya bağlaması ama animenin bu bölümleri kapsamaması. Bir de yapımcıların animasyon tekniklerini çok iyi kullanarak olayları ve karakterleri birazcık daha karikatürize etmesi. Çünkü çoğu zaman ciddi anlamda ABSÜRT. Halbuki aynı olaylar mangada olmasına rağmen bunu çok fazla hissetmiyoruz, sadece 'komik' buluyoruz. Yani Kaichou wa Maid-sama da komedi-shoujodur. Ama Ouran animesinde komedi daha farklı işlenir.

Animeden alınan keyfin çeviriye göre çok değiştiğini söyleyeyim. Pembe kutucuklardaki yazılar ile diyalogların birlikte aynı anda ekranda belirebilen çevirileri tercih etmek gerek. Ben Animenist çeviri grubunun gayet emek verilmiş kaliteli bir çevirisini izlemiştim. Ama tekrar bulamadım (neyse ki CD'ye kaydetmişim, işte 2000'lerde kendince yaşamanın avantajları vardı). Sonra ne kadar İngilizce versiyonlarını izlediysem de o tadı vermedi.

Müzikleri, bence mutlaka değinilmesi gereken bir öğe. Açılış ve kapanış şarkıları -hiç benlik olmasalar da- animenin enerjik ve neşeli ruhunu kalitesiz J-pop'a kaçmadan çok güzel yansıtıyor. Hatta son bölümde hikaye boka sardığında bile etkilenmemizi sağlayan Shissou'nun çok yerinde kullanılmış olması mesela. Ama asıl ilginç olan, olaylara eşlik eden müthiş klasik müzikler. İhtişamlı ve elit mekanlarla o kadar güzel bütünleşmiş ki! Komedi animesinde ne alaka demiyorsunuz. Bence tam tersi, bu animeyi absürt yapan bir unsur. Pek güzel valsler, piyano soloları var.
Mangasıyla ilgili zaten yeterince konuştum. Hep olumsuz yönlerinden bahsettiğim için üzülüyorum. Güzel manga, komik, evet. Kesinlikle okunulası. Ama belli bir yerden sonra boka sarıyor, üzgünüm. Animede bu boka sarmayı son 2 bölümde geçiştirmişler birazcık değiştirerek. Zaten manga animeden çok sonra bitti. Hatta ben son birkaç cildi hala okumadım. Bitene kadar bekleyeyim mantığı, neler oluyor böyle yaea serzenişleriyle birleştiği için uzun süreli bir ara verdim ve şu anda son zamanlardaki saçma olay örgüsünün ayrıntılarını unuttuğum için tekrar okumak zorunda kalacağım. 80 bölüm, Skip Beat'in 200 bölümünü canı sıkıldıkça tekrar okumaya alışmış biri için uzun gelmiyor. Ama sonunu biliyorum, spoilerları okudum. SPOILER// Bu kadar ciddiyetsiz bir mangadan böyle klişe ötesi bir son beklemezdim ya neyse. Gerçi Tamaki'nin kendini hiç rezil etmediği sıkıcı bölümler gelip 'yanlışlıkla öpüşme' yaşandığında zaten bitmişti benim gözümde. Yanlışlıkla öpüşme ne lan? Yok öyle bir şey! Yanlışlıkla muck yapıp öpmezsin birini, arada burun var. Ya istemem yan cebime koy yanlışlığıdır ya da en fazla burun tokuşturursun. Biz muhafazar ama samimi Türkler bile sürekli yanak yanağa öpüşürken o mangalarda sıklıkta oluşan malum kazayı yaşamıyoruz, yaşasak da böyle travmalar yaratmıyor. //SPOILER

Bir de bunun Japon draması çekildi ki izleyip bitirmiş olsam bile buradan devam etmezdim -azıcık fazla uzadı post her zamanki gibi. İlk çıktığında sadece 1-2 bölümüne bakıp 'bitince bölüm beklemesi yapmadan izlenecekler' listesine aldığım için bir gün izleyeceğim onu da, muhtemelen canım sıkkın ve çaresiz bir halde Ouran'ı özlemişken.

Ouran zaten kült seviyesine ulaşmış bir anime. Fakat hala beğenmeyen, fazlaca abartıldığını düşünen varsa ya izlerken yeterince odaklanmamıştır ya yeterince fazla izlememiştir. Ya da hipsterlıktan gözü kör olmuştur ya da zevksizdir afedersin. Evet, bu konuda faşistim, herkes sevecek o kadar!

Yorumlar

  1. Bu animeyi duydum ama nedense hiç izlemedim. Genellikle duyduklarımı bazen açıp izliyorum, çoğu yarıda kalıyor, Rosario Vampire, Fairy Tail gibi animelerin mangalarını da okuyup yarıda bıraktım. Hatta şimdi gidip Fairy Tail' bi' bakayım ! ^________^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu aralar ben de hep animeleri bırakıyorum ya... Rosaio hiç benlik değildi ama Fairy Tail kaliteli bir animeye benziyordu birkaç bölüm izlediğim kadarıyla.

      Sil
    2. Rosario Vampire' ı vampirleri sevdiğim için izlemek istemiştim. Mangası komik geldi ama giderek sıkıcılaştı. O değil de, Skip Beat 198 bölümmüş, meaaaşallah!! ^___^ Bende şuandan itibaren okumaya başladım. :)

      Sil
    3. Bana göre vampir hikayesi dediğin Dracula gibi olur, Interview With the Vampire gibi olur. Rosario'daki pantyshotları ve esprileri kabullenemedim. Ama kişiye göre değişir tabii önemli olan keyif vermesi kişiye:) Skip Beat 200'e yaklaştı hakikaten ya, ilk başlayanları sıkabilir biraz yani:D Ben yıllaar önce ilk denememde başarısız olmuştum mesela. Sonra animesini izledikten sonra ilginç bulmaya başlamıştım.

      Sil
    4. Yo, ben çok sevdim :) Gerçi daha 3. bölümdeyim :) Ama ben Shou denen herife çok gıcık oldum! >___<

      Sil
    5. Değil mi ya? Shou'yu sevenler var ya yuh T^T

      Sil
    6. Acayip sinir oldum, bide el salladı Kyoko'ya! Kızcağız onun için Tokyo'ya gelmiş, o birde kovuyor kızı! >___< Erkeklerin hepsi böyle, Kyoko sırf makyaj yapmıyor diye çekici bulmuyor onu. Bir kere makyaj yüzün güzelliğini ortaya çıkarmak içindir :)

      Sil
    7. Aynen ya nasıl da tipik bir erkek Sho... Böyle kendini birine adayınca sevgin karşılıksız oluyor, seni sıkıcı buluyorlar işte. Kızın ne parası ne zamanı var kendine bakmaya -ki kendisini beğendirmek için yapmasın makyajı zaten. Ama Kyoko'nun makyaj sevgisi ayrı bir garip zaten ehe:D

      Sil
    8. Aslında çok tatlı bir yüzü var ama saçları siyahken biraz sert bir yüzü vardı, sarıyken(kumral mı sarı mı bilmiyorum:)daha şirin :) Kawaii :) ^^

      Sil
    9. Zaten mangaka'nın çizim üslübu çok değişiyor yıllar geçtikçe (10 yıl oldu). Son zamanlarda pek güzelleşti bence. Zaten tipten tipe giriyor çok da yakışıyor kerataya:)

      Sil
    10. ^^ Bayağı olmuş, 10 yıl. Her mangaka öyle aslında. Ben büyük bir Naruto hayranıyım, mangakası Masashi Kishimoto. Sasuke Uchiha adlı karakter o kadar değişti ki :) Yüz ifadesi, göz yapısı felan herşeyi çok farklı. :)

      Sil
    11. Tabii değişmemesi imkansız. Çize çize kendilerini geliştiriyorlar ama yine de tarz hep belirgin oluyor. Shounen mangalarda figürlerin çizimleri, hareketleri çok güzel oluyor gerçi Naruto'yu okumadım:)

      Sil
    12. Benim için iki tane güzel manga vardır, biri Death Note, diğeri Naruto'dur. Ben anime ve mangaya Death Note'la başladım :) Naruto' yu da tesadüf eseri satın alıp okudum ve bayıldım. Bence denemelisin, savaş ve aksiyon temalı ama aşk üçgeni gibisinden şeylerde var. Çok komik, yani kişiye göre değişir :) Bu arada bayağı bir yorum yazdım, kusura bakma ^______^ Anime-severler le konuşmak çok hoşuma gidiyor, çünkü etrafımda pek anime-sever yok
      >____<

      Sil
    13. Şimdi şöyle ki, ben shounen mangaların çizimlerini sevsem de aksiyon sahnelerini kesinlikle animasyonlu tercih ederim. Hareketli, dövüş vs mangalarında sıkıyorum. Onun yerine shoujo komedi mangaları daha çok hitap ediyor bana sanırım. Aslında Naruto'nun animesini indirmiştim de gözüme çok gelmişti ne yalan söyleyeyim:D

      Ne demek, bloglar niye var sonuçta, maksat muhabbet;)

      Sil
    14. Naruto candır ya :) Aslında bende savaş-aksiyon pek sevmem, zaten Berserk gibi animeleri falan izledim, full savaş, hiçbir şey anlamıyorum :)Ama Naruto farklı, pek ağır değil, izlerken nasıl heyecanlanıyorum, Skip Beat'i izlerken sana da oluyordur ;)

      Sil
    15. Benim de eski bir arkadaşım çok seviyordu Naruto'yu. Hep başlayacağım animeye dedim başlayamadım. Söz konusu manga değil de animeyse ben dövüş, aksiyon falan seviyorum ama Berserk... Bilmiyorum fazla erkeksi sanırım:D

      Sil
    16. Evet, Berserk fazla erkeksi bir manga. Naruto bayağı uzundur, benimde bir sürü arkadaşım var başlayacak ama okul olduğu için başlayamıyorlar. Çünkü 2 parçaya ayrılmış bir anime ve her parçada yaklaşık 200 bölüm var! *omg* :)

      Sil
    17. Off evet ya ben de hep onun yerine 10 tane anime izlerim mantığındayım :/ Yine de önce birkaç bölüm izleyip öyle karar vermek lazım tabii.

      Sil
    18. Evet, bazen çok gülüyorum, bazende ağlıyorum, çünkü bazı yerleri çook hüzünlü TT__TT

      Sil
    19. Hmm tahmin edebiliyorum:)

      Sil
    20. narutoya başlayın derim beni hem güldüren hem ağlatan bazense narutonun kararlılığına hayram olduğum bir animedir.ayrıca ilk animemdir.bi oturuşta 60 bölüm izlediğim bile oldu o yüzden korkmayın bölüm sayısından

      Sil
  2. Şimdi bunu okuyunca dedim ki, sınav geçsin bitsin bi kere daha izliyim dedim.
    Ama şunu anlamıyorum ben. Çok fazla manga okumadım ve bu komedi-shoujolara mangada nasıl gülüyoruz ya? Hiç komikli manga okumadım sanırım ama "gülünmez ki nasıl gülcem" mantığıyla elim gitmiyo. Varsa öyle "çok güldüm"lü manga önerin bekliyorum :B

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Niye gülünmesin ki? Yani ne bileyim kitaplarda falan gülüyorsak mangada da güleriz. Özellikle shoujo komedilerde animasyon çok değiştirmiyor olayı, aynı yüz ifadelerine aynı diyaloglara gülüyoruz. Hatta ben hep mangaları daha başarılı buluyorum o konuda. Ama aksiyon mangalarında çok değişiyor mesela -yani en azından benim için. Animasyonsuz çok sıkıcı geliyor. Herkese göre farklı demek ki.

      Valla burada tanıttığım çoğu manga komedi türde ve hepsinde güldüm ben:D Zırt pırt postunu yaptığım Skip Beat mesela. Onun dışında daha bir sürü var tabii önceden okuyup buraya yazmadığım. Ama unuttum eski oldukları için:] MAL'daki listeye bakmam lazım.

      Ama belki de komedi mangasını cidden sevmiyorsundur?

      Sil
  3. kyaaaaaa <3 honey senpaiiii <3 <3 <3 ben de en sevdiğim anime diyebiliyorum düşünmeden. düşününce fena karşıyor ama. honey senpai'yi de ikizleri de çok seviyorum süper süper süper (sana şimdiye kadar yaptığım en ciddiyetsiz yorum da bu sanırım özür dilerim ama cidden böyle hissediyorum bu animeye karşı)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ehehe ben de yukarıdaki 3000 cümleyi 3 cümleye indirgesem böyle bir şey yazadım herhalde:D Mesela diyebilirim ki Honey Senpai çoooooook tatlıııııııııııııııııı yiriimmmm <3 <3 <3 <3 <3

      Sil
  4. Dehşet bir inceleme olmuş. Emeğine sağlık. :D Bu anime Romantik Komedi türündeki en iyi animelerden birisiydi. İlk çıktığı sene çok sevilmişti. Tekrar tekrar izlsem bıkmayacağım bir seri :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ya ben de daha sık izlemek istiyorum ama esprileri ezberlemekten korkuyorumXD En az 1-2 sene geçsin diye kasmak zorunda kalıyorum.

      Sil
  5. Altan ayrı bir yorum yazıcam ama tatlım ben Mamoru Miyano'yu çok seviyorum ya :) Ama o adam hiç böyle tatlı tatlı sözler çıkarmasın, ciddi replikler daha çok yakışıyor dimi? Shou'nun seslendiricisi de oydu Skip Beat'te, hiç sevmemiştim :( O puding sahnesi :S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa ben o konuda tam tersini düşünüyorum. 'Ciddi' seslendirmelerinde afakanlar basıyor, sevememiştim... Ama mesela Tamaki rolünde her türlü yeteneğini konuşturmuş adam, çok tatlı. Zevk meselesi tabii! Onun ciddi rollerini çok seven de var.
      Yine de Sho'yu sevmeme sebep olamamıştı hiçbir şekilde:D

      Sil
    2. Aynen :D Shou'yu izleyince adamı yumruklayasım falan geliyo', hiç öyle bir anime karakteri görmedim ben. Light Yagami'yi seslendirirken çok derinden konuşuyor, zaten sesi çok ince sayılmaz seiyunun. İnsanın içi kararıyor, orada katılıyorum :D

      Sil
    3. Off Sho... Adını gördükçe monitörü yumruklayasım geliyor benim de:P Suratına da mecburen katlanıyoruz. Arada işe yarıyor.
      Evet mesela Vampire Knight'ta Zero'yu seslendirmişti, ay nasıl depresyona giriyordum hayattan soğuyordum! Ama işte zevk bu tarz şeyler tabii kişiye göre değişiyor:)

      Sil
    4. ^___^ Ahahahah, gözlerim yaşardı gülmekten :D :D :D Shou'nun tipi iyi aslında da önemli olan iç güzellik tabi :) O kişilik :) Aynen Zero'da benimde için karardı, Vampire Knight zaten vampirli anime(vampirli anime ne la?:) olduğundan biraz ağır:)

      Sil
    5. Tipi istediği kadar iyi olsun, dediğin gibi önemli olan içi. O narsizimle kim uğraşacak yahu. Ben Kyoko'ya üzülüyorum bir çıksa gitse kızın hayatından>_< Hem biz de daha fazla görüp sinirlenmeyiz.

      Tabii direkt adama suç atmayalım zaten animenin bir takım sorunları vardı. Ağır atmosferi çok daha iyi kullanabilirlermiş ama sadece sıkıcı ve iç karartıcı olmuş. Mamoru ne yapsın?

      Ne eleştirdik be:D

      Sil
    6. ^____^ ^____^ Egoist Shou :) Genel olarak Mamoru'yu ben seviyorum :) Daisuke Namikawa'yı da çok severim, Kimi ni Todoke'de Shouta Kazehaya'yı seslendiriyordu, çok tatlıydı :D Daisuke adını da çok severim, negzel isim o, Daisuke! ^__^

      Sil
    7. Kimi ni Todoke'yi sadece birkaç bölüm izlemiştim ama evet orada da çok tatlıydı ya! Ben Tsubasa Chronicles'ta sevmiştim, Fai olarak. Her karşıma çıkışında da içim ayrı gıdıklanıyor:9 Farklı bir tınısı var sesinin, Mamoru'nunki gibi değişik.

      Sil
    8. Evet, çok kawaii :) ^_^ Mamoru'nun sesi böyle sihirli gibi, ya anlatamıyorum! Daisuke'nin sesi de çok güzel, ya ben Pikacchu'nun seiyusuna çok gülüyorum, kadın sesini nasıl inceltiyor :) Allah'ım :)

      Sil
    9. Ahah değil mi ya anime endüstrisi hep bizi şaşırtıyor böyle!

      Sil
  6. Ren &amp; Kyoko25 Eylül 2013 13:36

    Skip beat sonrası en sevdiğim animedir. Mangasını okumadım maalesef.

    YanıtlaSil
  7. Skip Beat'ten sonra favori animemdir. Mangasını maalesef okumadım. (Türkçe olmadığı için) Ancak yavaş yavaş okumaya çalışacağım. 2 gündür de dizi ve filmini izlemekle meşguldum. Keşke daha önce izleseymişim dedim. Eğer sizde dizi ve filmini izlemediyseniz kesinlikle tavsiye ederim. Dizi 11 bölüm filmi de dizisiyle bağlı olduğu için toplamda 12 bölüm. Eğer izlerseniz ya da izlediyseniz dizi ve filmi ile ilgili yazmanızı rica edeceğim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ouran gibi ünlü bir manganın Türkçe çevirisi yok mu? Pes.
      Dizisini sonuna kadar izlemedim henüz ama ben de beğenmiştim. O komediyi yakalayabilmişler. Filmiyle birlikte bitirince yazarım;)

      Sil
    2. Maalesef türkçe mangası yok. Değil mi o kadar saçma mangaların var bunun yok. Kesinlikle bir an önce izlemelisin film ve dizisini. :)

      (Bu arada blogunuzun sağ tarafına en son yapılan yorumlar eklentisini eklerseniz sevinirim. Geçen anime ve kore dizisi tavsiyesi istemiştim bir yazınızda bulamadım :) En son yapılan yorumlardan görebilirdim olsaydı. )

      Sil
    3. Aslında kitapçılarda görüyordum sanki, acaba copyright sorunları yüzünden mi çevrilmedi?

      Son yorumlar eklentisini yapmayı şimdilik düşünmüyorum çünkü zaten kategoriler eklentisini çok düzenli hazırladığım için oradan bulunabilir blogdaki çoğu içerik. Misal k-drama etiketinde yazdığım bütün Kore dizileri var. Bu arada bahsettiğiniz yazının linkini ben vereyim hiç aramaya gerek kalmasın;)
      http://stardustandstardust.blogspot.com/2012/06/secret-garden.html

      Sil

Yorum Gönder